Sosyal medya mı bizi yönetiyor?

Sosyal medya mı bizi yönetiyor?

Sosyal medya platformları adeta bir yarış pisti gibi. Resim paylaşanlardan turun, reklamını yapmak isteyenlere kadar, kendini karşı tarafa kanıtlamak isteyenlerden turun, algı oluşturmak isteyenlere kadar bireylerin ve kurumların birbirleriyle yarıştığı vazgeçilmez platformlar haline geldi. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Aktif internet kullanan insan sayısı 4,54 milyar
Koronavirüs insanların tercihlerini değiştirdi
Olağanüstü durumlarda, devlet birey, birey birey ilişkisi

Dünyada üç milyar insan, yani toplam nüfusun yüzde 40’ı sosyal medya kullanıyor. Araştırmalar günde ortalama iki saatimizi sosyal medyada geçirdiğimizi gösteriyor. Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube gibi sosyal medya platformlarının kendi içinde farklı bir paylaşım yapısı var. Ancak sosyal medyanın insan yaşam tarzlarına da müdahalesi söz konusu. Ama sosyal medyada acaba zamanımızın yanında ruhsal sağlığımızı da feda ediyor muyuz?

STRESE YOL AÇIYOR

Yoğun iş ve gündelik yaşam insanları yoğun bir strese sokuyor. Bu durumdan dolayı kişi stresten uzaklaşmak için başvurduğu yerlerden birisi sosyal medya. Lakin yapılan bir takım araştırmalar sosyal medyanın stresi gidermek yerine daha fazla strese yol açtığını gösteriyor.

RUH HALİNE ETKİSİ

Sosyal medyanın ruh hali üzerinde de ciddi bir etkisinin olduğu belirtiliyor. Avusturyalı araştırmacılar 20 dakikalık Facebook kullanımı ardından kişilerin ruhsal durumunun inişe geçtiğini ve insanların bunun nedenini Facebook’u zaman kaybı olarak görmelerine bağlıyor.

İNSANDA OLUŞAN ENDİŞE

Endişe duygusu da sosyal medya kullanımıyla sürekli ilişkilendirilen bir durum. Sosyal medyanın tetiklediği endişe, belirtilerini inceleyen araştırmacılar, yedi ve daha fazla sayıda sosyal medya platformu kullananların, 0-2 sayıda platform kullananlara kıyasla üç kat daha fazla genel endişe semptomları taşıdıklarını belirledi.

DEPRESYONA SOKUYOR MU?

Depresyon genellikle çeşitli faktörlerin kombinasyonu, konjenital bir duyarlılık nedeniyle, hastalığa yol açar. Önemli bir yakının kaybedilmesi veya ölümü ya da kronik aşırı yükleme durumları gibi akut stresler depresif bir hastalığın tetikleyicisi olabilir. Yeni koşullara uyum gerektiren (örneğin evlenme, işsizlik, emeklilik) sosyal faktörler de depresyonun ortaya çıkmasından önce artan bir şekilde görülür. Bununla birlikte yapılan araştırmalarda artık sosyal meydanında depresyona yol açtığını ortaya çıkarıyor.  700 öğrenci üzerinde yapılan iki araştırmada, moral bozukluğu, değersizlik hissi, umutsuzluk gibi depresyon belirtilerinin sosyal medya üzerinden yapılan etkileşimlerin kalitesiyle ilgili olduğu görüldü. Negatif etkileşimde bulunanlar daha fazla depresyon belirtisi gösteriyordu.

UYKU PROBLEMLERİ

İnsanlar yaratılış itibariyle geceleri karanlıkta geçirmeye alışkın. Ancak geceyi de tıpkı gündüz gibi sürekli yapay ışıkla aydınlatılıyoruz. Araştırmalar bunun vücutta uykuyu düzenleyen melatonin hormonunu engellediğini, özellikle akıllı telefon ve diz üstü bilgisayarların yaydığı mavi ışığın en fazla zarar verdiğini gösteriyor.

BAĞIMLILIK YARATIR MI?

Madde, sigara ve bunlara benzer bağımlılıkların yanında, hayatımıza sosyal medya bağımlığı adı altında yeni bir kavram girdi. Bazı araştırmacılar tweet atmayı engellemenin sigara ve alkolden daha zor olduğunu söylese de, mevcut ruh sağlığı bozuklukları arasında sosyal medya bağımlılığına yer verilmiyor. Sosyal medya bağımlılığı internet bağımlılığı kategorisine girer, ki bu resmen kabul edilmiş bir sorundur.

ÖZSAYGIYI SARSIYOR MU?

Kadın ve moda dergilerinin rötuşlu zayıf modeller kullanmasının birçok genç kadının özsaygısını sarstığı uzun zamandır biliniyordu. Şimdi onun yerini sosyal medya alıyor. 1500 kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, katılımcıların yarıdan çoğu sosyal medya sitelerinin kendilerini yetersiz hissettirdiğini söylüyor, 18-34 yaş grubundakilerin yarısı ise kendilerini çekici görmediklerini belirtiyordu.

İLİŞKİLERE ETKİSİ

İnsanların yüz yüze görüşmelerinde sosyal medya ilişkide dikkat dağıtıcı bir etken olabilir. İlişkiler de artık sosyal medyadan etkileniyor. Araştırmalar, eşlerin karşı cinsten birini Facebook’a arkadaş olarak eklediklerinde kıskançlık sorununun gündeme geldiğini gösteriyor. Özellikle kadınlar Facebook’ta daha fazla zaman harcadığından bu duyguları da daha fazla yaşıyor.

İMRENME DUYGUSU

600 yetişkin üzerinde yapılan bir araştırmada, yaklaşık 200 kişi sosyal medyanın kendilerinde başta öfke olmak üzere olumsuz duygular yarattığını ve bunun imrenme duygusuna dayandığını söylüyordu. Fakat imrenmenin yıkıcı bir duygu olması gerekmediğine ve insanları daha fazla çaba göstermeye sevk ettiğine inananlar da var.

YALNIZLIK

7 bin kişi ile yapılan bir araştırmada, sosyal medyada fazla zaman geçirenlerin sosyal izolasyon yaşama ihtimalinin iki kat fazla olduğu görüldü. Sosyal medyada geçirilen zaman yüz yüze iletişimin yerini alabiliyor ve insanların kendilerini dışlanmış hissetmesine neden olabiliyor. Arkadaşlarının çok daha ideal ve mutlu bir yaşam sürdüğü duygusuna kapılan kişi, onlara imrenecek ve kendisinin içindeki sosyal izolasyonu olduğundan fazla görmesine neden olabilecektir.

DEĞERLENDİRME

Sonuç olarak sosyal medya yapılan araştırmalar neticesinde, kişilik özelliklerine ve önceki koşullarına bağlı olarak kişileri farklı etkilediğini gösteriyor. Tıpkı yemek, kumar ve modern çağın diğer cazibeleri gibi bazı kişilere sosyal medyayı aşırı kullanmamalarını önermek gerekir. Ama sosyal medyanın bir bütün olarak kötü bir şey olduğunu söylemek de yanlış olur; zira hayatımıza kattığı olumluluklar da var.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0