Olağanüstü durumlarda, devlet birey, birey birey ilişkisi

Olağanüstü durumlarda, devlet birey, birey birey ilişkisi

Küresel salgınlar, doğal afetler ve ya başka başka sorunlar karşısında devletin vatandaştan, vatandaşın devletten ve vatandaşın vatandaştan beklentisi var. Bu noktada oluşan ortak bilinç ve atılacak karşılıklı adımlar, sorunların büyüyüp büyümeyeceğini ortaya çıkarır.

Koronavirüs insanların tercihlerini değiştirdi
Küresel ekonomi bitkisel hayatta
Koronavirüs 5G’yi başlatan Çin’e yaradı

İnsanlık olarak, Çin’in Wuhan kentinde başlayıp küresel bir salgın haline gelen koronavirüsten dolayı zor bir dönemden geçiyoruz. Özelde millet olarak da bunun yarattığı etkileri, sıkıntıları görüp yaşıyoruz. Elbette bu durum aşılacak. Böyle ilelebet sürmeyecek. Bu noktada hem hükümetin vatandaştan hem vatandaşın hükümetten, hem de vatandaşın vatandaştan beklentisi var. Evvelâ temennimiz bu salgın karşısında daha fazla ölümlerin olmayışı ve buna göre hareket edilmesi.

ULUSAL SORUNDA BİREYSEL DÜŞÜNÜLEMEZ

Vatandaş olarak her bir ferdin, hükümetin salgın karşında uygulamaya koyduğu yasak ve kurallara uyması gerekir. Çünkü toplumun her bir ferdi, adeta zincirin halkaları gibidir. Özellikle salgın dönemlerinde birisine bulaştımı diğer fertler de potansiyel tehdit altına giriyor. Yani bir halka zarar gördümü hemen gerekli müdahale yapılmalı ki zincirin diğer halkaları zarar görmesin. Bu noktada ulusal sağlık söz konusu olduğu zaman, insanlar bireysel düşünemez.

İNSANLAR BİLİNÇLİ HAREKET ETMELİ

İnsanlık her dönem böyle durumlarla karşılaşmış. Ama bizim dönemin farkı, teknik ve teknolojik imkanlar fazla. Salgının çabuk bitmesi gene toplumun her bir ferdinin elinde. Yani hastalığın yayılıp çoğalmaması için karantina uygulamasına geçilmeli. insanların bu bilinçle hareket etmesi lazım. Anca bu şekilde salgının önüne geçilebilir. Mantık basit, normal bir grip olduğunda nasıl insalardan uzaklaşıyorsak ve insanlar bizden uzaklaşıyorsa, pandemi türü hastalıklarda da aynı şey geçerli. İnsanların salgın bitene kadar kendi öz alanına çekilmesi lazım.

TOPLUM İÇİN TATBİKAT NİTELİĞİNDE

İçinde bulunduğumuz dönemde devlet, vatandaşlarından hayati derecede zorunlu bir durum olmadığı sürece dışarı çıkmayın uyarısında bulunuyor. Vatandaşın yapması gereken şey basit, hem kendini hem de toplumun diğer fertlerini de düşünerek hareket etmesi. Aslında bunu toplum olarak bir tatbikat gibi de görmemiz lazım. Çünkü ilerde buna benzer salgınlar olduğunda insanların nasıl refleksler göstereceğini öğrenmesi açısından önemli. Ordu nasıl sürekli tatbikat ve eğitimlerle olası bir savaşa hazır oluyorsa, toplumunda olası salgınlara karşı yekvücut hareket etmesi açısından tecrübe oluyor. Burada kaderci anlayışı ve gerçekliği sentezlememiz de yarar var.
Buraya kadar devletin vatandaştan beklentisinden bahsettik.

MUHTAÇ İNSANLARA DESTEK VERİLMELİ

Şimdide vatandaşın devletten bir takım beklentisi var. İnsan hayatının devamı için önemli iki temel olgu var. Birinci gıda, ikincisi barınma. Devlet vatandaşından ev karantinası bekliyorsa gerekli koşulları sağlamak zorunda. Bu en temel insani gereklilik. Şimdi Türkiye’de şöyle bir gerçeklik var. Günümüzde yaşamını çöpten, sağdan soldan kazan bir sürü insanımız mevcut. Asgari ücretle geçimini sağlamaya çalışan yani cüzi bir imkanla hayatını sürdüren binlerce, milyonlarca vatandaş var. Bunları düşünerek kararlar almak gerekiyor. Kira, fatura, ulaşım derken kırk kanaat geçinen insanları düşünmek lazım. Elbette iş verene destek verilmeli ama devletin en büyük özelliklerinden birisi zor zamanda vatandaşına sahip çıkıp çıkmadığıdır. Bu neden dolayı, bu salgın sürecinde dar gelirli ve özellikle geliri olmayan vatandaşlara yönelik gerçekçi adımların atılması şart. Bunun sürekliliği de önemli. Karantinanın uzamasına bağlı bu destekler de uzatılmalı, insanımıza her türlü imkan sağlanmalı.

EN BÜYÜK SİLAHIMIZ, EMPATİ

Son olarak da vatandaşın vatandaştan beklentisi var. Dedik ki insanın yaşamını devam ettirmesi için iki temel olguya ihtiyaç olduğunu söyledik. Aslında üçüncü bir olgu daha var: Psikolojik destek. Evet bu tarz zorlu dönemlerde, gerek deprem, gerek salgın, gerekse doğal afetlerin yarattığı sıkıntılı dönemlerde insanların fert fert bir birine destek çıkması çok önemli. İnsanın ruh gıdası da sevgidir. İnsanların bu süreçte kimseye vebalı damgası vurmadan, itici kelimeler, hal ve tavırlar içine girmeden bir birlerine destek olması gerekiyor. Empati bu süreçte en büyük silahımız olmalı. Öte yandan, dar gelirli ve muhtaç insanlarımızın olduğundan bahsettik. Herkes çevresine, komşuna baksın. Erzağı olmayan, evinde yemek pişmeyen insanımıza destek olmamız insani görevimiz. Ayrıca bu gibi durumlarda gıda noktalarına hücum etme, yağma gibi hadiselere kalkışılmamalı. Bilinmeliki insan tek başına bir anlam ifade etmez. İnsan ancak başka bir insanın varlığı ile meşru olur. Ve insanın asla ama asla medeniyeti elden bırakmaması gerekir. Dediğimiz gibi empati en büyük silahımız olmalı ve buna göre hareket etmemiz gerekiyor. Bu karanlık süreçler el birliği ile omuz omuza aşılır.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0