Küresel güçlerin Kore stratejisi

Küresel güçlerin Kore stratejisi

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) “Songun” (önce ordu) olarak adlandırılan politika temelinde komünist bir rejime sahiptir. “Songun” anlayışının temelinde, “silahın orak ve çekiçten önce gelmesi” düşüncesi yatmaktadır. Bu çerçevede, ordunun rejim içinde ağırlıklı bir konumu bulunmaktadır.

Koronavirüs 5G’yi başlatan Çin’e yaradı
5G ile 500 milyar doları aşacak beş sektör
Taht Oyunları: Genç prensin emsalsiz yükselişi

Bu politika, Kuzey Kore’nin kurucusu ve ilk lideri olan Kim İl-sung tarafından 1980’li yıllarda geliştirilmiş olan ve “Juche” olarak adlandırılan ideali temel almaktadır. Bu ideal, sosyalist ideoloji ve yönetim şeklinin Kuzey Kore şartlarına uyarlanması şeklinde ortaya çıkmış ve uygulanmıştır. “Juche”, temel olarak üç prensip üzerine inşa edilmiştir. Bunlar, siyasette bağımsızlık (chaju), ekonomide kendine yeterlilik (charip) ve meşru müdafaa hakkıdır (chawi).

BÜTÜN KARARLAR LİDERE BAĞLI

Kim İl-sung’un ölümünden sonra (1994) ülkenin yönetimini devralan oğlu Kim Jong-il ve Kim Jong-il’in 17 Aralık 2011 tarihinde ölümünün ardından Devlet Başkanlığı görevine gelen oğlu Kim Jong-un9 da “Juche” idealine bağlılığını sürdürmektedir. Halihazırda Kuzey Kore’deki siyasi sistem, “Juche” ideali çerçevesinde “Suryong”un (lider) tek ve mutlak hakimiyetine dayanmaktadır. Bütün önemli kararlar lider tarafından alınmakta ve liderin almış olduğu bu kararlar parti ve ordu tarafından uygulamaya konulmaktadır.

LİDER İŞÇİ PARTİSİ’NİN BAŞI

“Songun” politikası çerçevesinde ordunun, iç ve dış politikanın belirlenmesi ve uygulanmasında önemli rolü bulunmaktadır. Başkanlığını lider Kim Jong-un’un yaptığı Ulusal Savunma Komisyonu ülke yönetiminde başat konumdadır. Kuzey Kore’de siyasi sistem içerisinde lider ve ordudan sonra gelen İşçi Partisi ise devrimin inşası ve sürdürülmesi bakımından yetkilendirilmiştir. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un İşçi Partisi’nin başkanıdır. Sistemin diğer bir bileşeni de hükümettir. Hükümetin temel görevi, yönetim ile halk arasındaki iletişimi sağlamaktır. Başka bir deyişle, birçok alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile hükümet, liderin belirlediği siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel politikaları halk tabanına yayma işlevi görmektedir.

YÜCE HALK ASAMBLESİ PREZİDYUMU

Kuzey Kore meclisinin ismi Yüce Halk Asamblesi’dir. 687 üyeli Yüce Halk Asamblesi için beş yılda bir seçimler yapılmaktadır. Yüce Halk Asamblesi Prezidyumu Başkanı, ülkenin simgesel ve törensel devlet başkanıdır. Son seçimler 9 Mart 2014’te gerçekleştirilmiştir.  Kuzey Kore hakkında geliştirmekte olduğu nükleer programı ve uzun menzilli füze fırlatma çabaları nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından alınan ve tüm BM üyesi ülkeler için bağlayıcı nitelikte olan yaptırım kararları bulunmaktadır.

YABANCI SERMAYENİN ÇOĞU ÇİN’DEN

Halen ülkenin en çok ilişkide bulunduğu ülke görünümündeki Çin Halk Cumhuriyeti’nin tavsiye ve telkinleriyle ülke kısmen ve çok kontrollü de olsa yabancı sermayeye açıldı.  Yabancı yatırımcılar için toprağın en fazla 50 yıl için kiralanabilmesini düzenleyen yasa, yabancı yatırımcıların, işletmelerin varlıklarının ve yabancı sermayeli bankaların, kaçınılmaz koşullar dışında devletçe millileştirilemeyeceğinin ve el konulamayacağının garantisini veriyor. 2000’li yıllardan itibaren Çin’deki gibi serbest ticaret bölgeleri kurmakta, yabancı sermaye girişi büyük çoğunluğu Çinlilerden gelmekte, onları Ruslar, Taylandlılar ve Japonlar takip etmektedir. Dış ticaret, Kuzey Kore’ye ekonomisini ayakta tutan etkenlerin başında geliyor. Son dönemlerde uluslararası ambargoya rağmen ihracatın ithalattan hızlı artması dikkat çekiyor. Kuzey Kore, ihracatının büyük bir kısmını, 2014 yılı rakamlarına göre yüzde 86.1’ini, Çin’e yapıyor. Kuzey Kore genelinde faaliyete geçirilen yirminin üzerindeki özel ekonomik bölgede, her ne kadar ciddi yatırım açıkları ve altyapı yetersizlikleri söz konusuysa da, yeni girişimlerin desteklenmesi için uygun bir ortam sağlanması amaçlanıyor. Tüm bu gelişmeler Kuzey Kore ekonomisinin en azından şimdilik ayakta durmasını sağlıyor.

NÜKLEER, CAYDIRICI GÜÇ UNSURU

Kuzey Kore, yakın zamandaki görüşmelerde bazı öneriler yaptı; Hâlihazırdaki ateşkes süreci barış durumuna çevrilmelidir. Nükleer silah bakımından güçlü ülkelerin diğer ülkelere çifte standart uygulamasına son verilmelidir. Nükleer görüşmelerin başlaması için tüm yarımadanın nükleer silahlardan arındırılması söz konusu olmalıdır. Daha sonra Kuzey Kore şunları istedi; (1) Barış Anlaşması Kuzey Kore, Çin ve ABD arasında (Güney Kore değil) imzalanmalıdır. (2) Güvenlik konusunda ABD ile iki taraflı istişare yapılmalıdır. (3) Altı-Taraflı Görüşmelerin başlaması için Kuzey Kore’ye uygulanan yaptırımlar kaldırılmalıdır. Kuzey Kore, nükleer silah edinmeye kendini mecbur hissediyor. Nükleer silah öncelikle ABD’nin karşı konulması zor gözüken gücüne karşı en önemli caydırıcı güç unsurudur. İkinci neden Kaddafi örneğinde olduğu gibi nükleer pazarlık sonucu elde edilen ticaret, yatırım, diplomatik tanınma gibi faydalar pratikte bir işe yaramıyor, Batının rejim değiştirme ve diktatörü kovma oyunu işliyor. Kuzey Koreliler, Libya ile nükleer anlaşmanın, ülkenin silahsızlandırılması ve iç savaş taktiği için kullanıldığını not ettiler.

ÇOK KUTUPLU SİSTEME GEÇİŞ

Kore yarımadası gelecekte Kuzey’in kendine göre geliştirdiği bir kriz yönetim anlayışı sonucu ani başlayan ve çok yıkıcı bir savaşın alanı olabilir. Bu savaş Kuzey’in Güney’i kısa sürede işgal etme niyetine uygun konvansiyonel bir savaş senaryosu ile başlayacak ancak nükleer silah kullanımının kaçınılmaz olduğu bir çatışmaya dönüşecektir. Kuzey Kore’nin Güney’i işgali ABD tarafından güçlü bir karşılık verilmedikçe son bulmayacaktır ve bu durum işgale karşılık nükleer silah kullanımını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Kuzey Kore’nin nükleer silah isteğinin temel nedeni Güney’i işgal etmesine karşılık olarak ABD’nin nükleer silah kullanmasına karşı koymaktır. Kuzey Kore’ye karşı koymak için askeri seçenekler çok sınırlıdır ve bu ülkeye karşı istihbarat çok zayıftır. Bu savaşta hava kuvvetleri ve konvansiyonel güçlerin rolü sınırlı olacak, füze ve gerilla savaşı öne çıkacaktır. Kuzey Kore, uzun yıllardır ABD’nin nükleer saldırısına hazırlanmakta ve yer altında köstebek bir toplum yaratacak kadar yer altı sığınağı geliştirmiş, askeri hedefler sıkı şekilde koruma altına alınmıştır. Üstelik Kuzey Kore’deki bir nükleer patlama hava koşullarına bağlı olarak komşu ülkeleri de (özellikle Güney Kore ve Japonya) etkileyebilecektir. 5 Kilotonluk küçük bir nükleer bombanın bile Japon Denizi’ne ulaşacağı hesaplanmaktadır. Öte yandan uzun menzilli balistik füze kullanımı ise her ikisi de nükleer silah kullanımına karşı olan Japonya veya Rusya’nın iznine tabidir. Muhtemel bir Kuzey-Güney Kore Savaşı’nın ölümcül sonuçları ABD topraklarına da yansıyabilir. Kısaca, Kore Savaşı, ABD’nin jandarma görevini bıraktığı çok kutuplu bir sisteme geçiş için katalizör görevi oynayabilir.

BÜYÜK GÜÇLER BİRLEŞMEYİ İSTEMİYOR

1953’den 1991’e kadar ABD’nin stratejisi de yarımadada statükoyu korumaktı. Kuzey Kore sayesinde ABD askerleri Güney’de üslenmeye devam ediyordu. Japonlar da birleşmiş bir Kore çok daha büyük bir ekonomik güç olacağı için mevcut durumu tercih ettiler. Moskova için Kuzey’in önemi güneye gidecek ulaştırma hatları ile ilgili, yani Putin Kuzey Kore ile değil Kore’nin kuzeyi ile ilgileniyor. Kuzey Kore ile gelişen ilişkiler, Büyük Oyun’da Kuzey Kore’yi ABD karşısında yalnız bırakmama kadar Güney Kore’yi ABD’den koparma amacı taşıyor. Çin ise 2009 yılında kabul ettiği ulusal güvenlik stratejisi için şöyle bir sonuç çıkarıyor; hem Kuzey hem de Güney Kore ile iyi ilişkileri sürdürmek, Güney Kore’nin Japonya ve ABD ile ittifakını bozarak çevrelenmesini ve kendisinin ekonomik olarak etkilenmesini önlemek. Bu yüzden Kuzey Kore liderinin çıkışları Çin’i rahatsız ediyor. Rusya ile de ilişkiler stratejik ortak seviyesinde olmak yerine bazı ekonomik konular ile sınırlı olduğundan Kuzey Kore, hiç olmadığı kadar kendini yalnız ve izole hissediyor. Kuzey ve Güney Kore ilişkileri bugün oldukça donmuş bir durumdadır. Kuzey Kore’ye göre barış anlaşması uygulanmadan yani yarımada güvenliğe kavuşmadan sadece nükleer silahlardan arınmaya çaba harcamak doğru değildir. Gerçekçi bir çözüm nükleer silahlardan arındırma yanında barışın kurulması ve birleşme vizyonu ile birlikte ele alınmalıdır. İki Kore’nin birleşmesi bölgesel barış için en iyi yoldur.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0