İnsanlık, salgın hastalıklara yabancı değil

İnsanlık, salgın hastalıklara yabancı değil

Dünya, Çin’in Wuhan kentinde çıkan ve giderek küresel bir salgın haline gelen yeni tip korona virüsün etkileri ile boğuşurken, gelen ölümler ve ana akım medyanın bu konuya fazlasıyla eğilmesi toplumlarda panik havası oluşturdu. Ancak dünya için bu salgın ilk değil. İşte daha önce meydana gelen büyük çapta salgınlar:

Koronavirüs salgınının ilk dalgası geride kaldı
81 ülke IMF kapısında
Karantina döneminde kadına şiddet vakaları arttı

ANTONİNUS (GALEN)

Bu salgın MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nda yaşanmış bir salgın. Doğu seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiş bu hastalık olan Antoninus vebası, günde 2 bin kişinin ölümüne neden olmuş bilinen ilk büyük veba salgınlarından biri olduğu söyleniyor.

JÜSTİNYEN

541 yılında Konstantinopol’de yanaşan bu ölümcül hastalık zamanın İmparatoru Jüstinyen tahtta otururken, Avrupa’da başlayan hastalık önce Mısır’a oradan Filistin’e, Suriye’ye ve oradan da Anadolu’ya ulaştı. Jüstinyen Konstantinapol’a tüm giriş çıkışları kapattıysa da salgın hastalık askeri birliklerin şehre getirdiği malzemeler arasında yer alan fareler yoluyla girdi. Fareler aracılığıyla şehre gelen ‘Xenopsylla’ isimli uçucu bir böcek, midesinde ‘Pasteurella pestie’ denen ölümcül veba bakterisi taşıyordu. Veba hızla şehirde yayıldı ve ölümler başladı. Sarayın çevresi askeri birliklerce karantinaya alınsa da başlangıçta günde birkaç yüz olan ölü sayısı, kısa süre sonra binlere ulaştı. Hatta ölümler o kadar arttı ki mezar yerleri dolunca, ölüler denize atılmaya başlandı.

KARA VEBA

1346 – 1353 yılları arasında meydana geldiği söylenen bu salgının 75 ila 200 milyon arasında insanı öldürdüğü düşünülüyor. Tam sayıları bilmek mümkün olmasa da özellikle Avrupa nüfusunun bu yıllarda yüzde 30 ila yüzde 60 oranda azaldığı belirtiliyor.

AMERİKA’DAKİ SUÇİÇEĞİ

15. yüzyılda Amerika’yı keşfeden Avrupalılar, Amerika kıtasındaki yerliler ile temas ederek beraberlerinde getirdikleri virüs ve bakterileri Avrupa’daki insanlara bulaştırdılar. Suçiçeği, hali hazırda Avrupa’nın üçte birini öldürmüştü ancak bağışıklık sistemleri Avrupalılar gibi gelişmemiş olan ve ilaçları da yetersiz kalan Amerikan yerlilerinin hiçbir şansı yoktu. Milyonlarca insan öldü ve o dönem yerli nüfusun yüzde 90’ı yok oldu. Bu durum Amerika kıtasının Avrupalılarca kolonileştirilmesini son derece kolaylaştırdı.

COCOLİZTLİ

Bu salgın 16. yüzyılda ortaya çıtı. Bugünkü adıyla Meksika olan bölgede görülen birkaç farklı hastalığın aynı dönemde oluşmasıyla yaşanmış salgın felaketi ‘cocoliztli salgınları’ olarak anılıyor. Bugün yapılan incelemeler sonucunda balıklarda bulunan salmonella bakterisi kaynaklı olduğu düşünülen salgınların toplamda 15 milyona yakın insanı öldürdüğü, Maya uygarlığı için sonun başlangıcı olduğu ve yıllar içerisinde günümüz Venezuela’sından Kanada’ya kadar yayıldığı sanılıyor.

ÜÇÜNCÜ VEBA

1855 – 1859 yılları arasında Çin’de başlayarak dünyaya yayılan ve sadece Çin’de ve Hindistan’da bile 12 milyon insanın ölümüne neden oldu. Etkileri bir asır kadar süren salgın Amerika kıtasına uzak doğudan gelen farelerle taşındı. Daha önceki vebalardan farklı olarak ilerlemiş olan tıp bilimi bu hastalığın incelenmesine ve tedavi edici ilaçlar oluşturulmasına imkan sağladı. Bunların başında da antibiyotikler geldi.

TİFÜS

1914 – 1918 yılları arasında Tifüs bakterisini taşıyan bitlerin neden olduğu salgın 1. Dünya Savaşının beraberinde getirdiği söyleniyor. Avrupa ve Asya’da toplam 25 milyon kişi hastalandı ve özellikle Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Batılı ülkeler salgına neyin neden olduğunu daha hızlı anladı ve bitlerden kurtulmak üzere önlemler alındı. Doğu ülkeleri ise daha geç önlem aldı ve bu nedenle dünyanın bu kısmında çok daha fazla sayıda insan hayatını kaybetti.

İSPANYOL GRİBİ

Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda 500 milyon insana bulaşan H1N1 influenza virüsü neden olduğu yüksek ateş ile dünya genelinde 50 ila 100 milyon arasında sağlıklı insanın ölümüne neden oldu. Bu sayı birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölen insan sayısının toplamından kat kat daha fazladır. Bu virüsü diğerlerinden ayıran şey saldırdığı bünyenin bağışıklık sistemi ne kadar güçlüyse ateşin de o kadar yüksek meydana gelmesiydi. İspanyol Gribi tarihteki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçti.

ASYA GRİBİ

Çin’de başlayan Influenza-A virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insana geçen bir hastalık olduğu düşünülüyor. Asya Gribi olarak adlandırılan hastalık, 4 milyona yakın insanın canına mal oldu. Aynı bulunan bir aşı ile salgının önüne geçildi. Bir yıl içerisinde 40 milyon kişi aşılandı. Asya Gribi kitlesel aşılanmanın önemini ve etkisini gösteren en önemli örneklerden biri haline geldi.

HIV (AIDS) VİRÜSÜ

20. yüzyılın ortalarında maymunlardan insana geçtiği anlaşılan HIV virüsünün saptanabilen ilk örneği 1959’da Kongo’da görüldü. Ne var ki, teşhisi ve adı ancak 1980’lerde konuldu. Son 30 yılda 36 milyon insanın hayatına mal olan virüsü kesin tedavi edebilecek bir çözüm hala bulunmuyor. Sadece önlem almak ve hastalığa yakalandıktan sonra ömür boyu ilaç tedavisi kullanmak gerekiyor.

İNFLUENZA A (H1N1) (DOMUZ GRİBİ)

H1N1 olarak da anılan bu virüs, 2009 yılında Meksika’da başlayıp dünyaya yayıldı. Hastalık, 191 ülkede yaklaşık 800,000 kişide görüldü ve 8238 kişi bu virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

COVİD 19 ( KORONA VİRÜS)

Bu virüs, 2019 Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı ve bu hastalığa yakalananlar hastalığı hafif, orta ve şiddetli şekilde geçirebilirken, yeni rakamlara göre 5 bine yakın kişi öldü. Yeni dönem koronavirüsü, daha önce 2002’de çıkan SARS ile 2012’de çıkan MERS virüsüyle aynı gruptan. Soğuk algınlığı şekilde baş gösterir, baş ağrısı, hapşurma, öksürme, böbrek yetmezliği, nefes darlığı, solunum sıkıntısı gibi seyreder. Tüm dünyayı etkileyen bu salgın ile mücadele hem ulusal hem de küresel boyutta sürüyor.

TOPLUMUN SAKİN OLMASI LAZIM

İnsanlık, tarihin her döneminde salgın hastalıklarla mücadele etmiş. Özellikle salgının çıktığı dönemdeki koşulları okumak lazım. İçinde bulunulan şartlar salgının etkisi ile orantılı bir durum. Günümüz teknolojisi ve imkanlarının bizim avantajımıza olduğu gerçeğini de unutmayalım. Şimdiki imkanlar daha iyi ve fazla. Elbette hastalığa karşı önlemler alınmalı. Hatta hastalığın olmadığı dönemlerde de hazırlıklı olmak lazım. Ancak toplum bir bütündür ve her bireyin başka bir bireye karşı sorumlulukları var. Bu tarz zor dönemlerde devletin çizeceği yol haritası çerçevesinde hareket etmek ve panik kaos ortamının oluşmamasına ciddi bir şekilde hassasiyet gösterilmeli. Çünkü toplumdaki bireyler bir tespih tanesi halkanın birer zinciri gibidir. Herkesin bir birine ihtiyacı var. Karşıdakinin de yaşam hakkına saygı gösterip bu süreçler daha rahat ve kolay atlatılabilir.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0