Özel tabelalı ticari okullar

Özel tabelalı ticari okullar

Türkiye’de 12 binin üzerinde özel okul var. Bu okullar, ticari mi? yoksa gerçekten ülkeye değer katacak bireyler mi? yetiştiriyorlar tartışılan bir konu. Verilen eğitim ve bu eğitim neticesinde ortaya çıkan birey profili, özel okulların daha çok ticari bir kuruluş olduğu izlenimi veriyor.

Türkiye’nin ‘araba’ yolculuğu
Koronavirüs’te doğru bilinen yanlışlar
Küresel salgın önceden biliniyordu

Ülkemizde tabiri caizse önüne gelen özel okul açmış. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından “Milli Eğitim İstatistikleri-Örgün Eğitim 2018-2019” verilerine göre Türkiye genelinde 12 bin 809 özel okul bulunuyor. Bu okullarda 1 milyon 440 bin 577 öğrenci okurken, 169 bin 740 öğretmen görev yapıyor. Bu durum öğrencilerin yüzde 8,5’u özel okula gidiyor demektir.

EĞİTİM GÖRME HAKKI

Toplumun şunu bilmesi lazım: Vatandaşa eğitim hizmetini vermek devletin işi. Toplumun her bir ferdi, devletin çağa uygun kurduğu ve her türlü imkanın bulunduğu okullarda eğitim görme hakkı var. Ama bu durum ülkemizde değişiyor. Türkiye’de devlet okullarında verilen eğitimin kalitesi, okulların fiziki koşulları ve bulunduğu çevre aileleri özel okullara zorluyor. Ancak bu durumu maddi fırsata çeviren özel okullar var.

ÇOĞU GÖRÜNTÜDEN İBARET

Özel okulların devlet okullarına kıyasla bir mertebe daha üstte olduğunu ancak yeterli olmadığını dile getiren eğitimciler var. Çoğu okulun sadece görüntüden ibaret olduğunu söyleyen eğitimciler,  “Güzel binaların girişinde güzel insanlar oturtuyorlar, göz boyama ile olan bir iş. Laboratuar yapıyorlar ama çoğu okulda bu laboratuarlarda düzgün ders bile işlenmiyor. Akademik olarak öğrenciler takip edilmiyor” diyorlar.

YÜKSEK PARA, YÜKSEK NOT

Özel okul ticari bir anlayışla hareket ettikleri için her seviyede öğrenciyi kabul ediyor. Yani parayı veren herkes çocuğunu özel okula gönderebiliyor.  Para alan bu eğitim kurumları ve çalışan öğretmenlerin üzerinde, ailelerin ciddi bir baskısı oluşuyor. Doğal olarak yüksek ücretler ödeyen veliler çocuğunun okuduğu okuldan beklentisi çok fazla oluyor. Bu durum hakkında konuşan bazı eğitimciler, her şeyi öğretmenden ve okuldan bekleyen ailelerin bir zaman sonra sorumsuz, ilgisiz ve çocukları kendi haline bıraktıklarını söylüyor. Ailelerin oluşturduğu bir diğer baskının da notlara yansıdığını söyleyen eğitimciler, özel okullara yüksek yüksek paralar ödeyen velilerin, verilen eğitimin kalitesini notlarla ölçtüklerini belirtiyor. Velilerden tepki görmekten çekinen bu görüntüden ibaret okullarda eğitim gören öğrencilerin aldığı düşük notlar, sisteme yüksek not olarak kaydediliyor.

FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ

Bu durum devlet ve özel okullarda okuyanlar arasında ciddi bir fırsat eşitsizliği yaratıyor. Özel okullardan yüksek puanlarla mezun olan öğrenciler üniversite sınavında bir adım önde oluyor. Diğer yandan özel okulların atanamayan öğretmenler üzerinden ciddi bir nemalanması söz konusu. Atanamayan öğretmen doğal olarak özel okulun yolunu tutuyor. Bu krizi fırsata dönüştüren çoğu özel okul, düşük ücret ve fazla ders saati ile öğretmenler üzerinden ciddi bir rant sağlıyor. Uygulanan mobbing de öğretmenlerin en çok şikayetçi olduğu konu.

EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR

Veliler bilsin ki çoğu özel okul para tuzağı. Sadece ticari mantıkla kurulmuş bir sistemleri var. Aslında bu özel okulların, şikayetçi olunup gönderilmeyen devlet okullardan bir farkı yok. Elbette okul önemli ama eğitim ailede başlıyor. Bunu iyi idrak etmek gerekiyor. Velilerin çocuklarının ilk ve asıl eğitimcileri olduklarının bilincinde olmaları lazım. Aile çocuğunu devlet okuluna gönderdikten sonra çocuğunu sıkı takip etmeli ve sürekli denetlemesi lazım.

ÖZEL OKUL, ÖZEL BİREY

Ailenin yapması gerekenlerin yanında, devletin de yapması gereken şeyler var. Özel okulların iyi denetlenmesi şart. Verilen eğitime bakılmalı, çalışan öğretmenler dinlenmeli ki özel okullar istenen ideal sisteme gelsin. Bunun yanında, bir bireyin eşit koşullarda ve kaliteli bir eğitim görüp hayata hazırlanması çok önemli. İdeal sistemde özel okulların sadece özel kişiler için oluşturulması lazım. Özelden kastım şu: Engelli, üstün zekalı, dezavantajlı bireyler. Bu bireyler için özel okulların kurulması lazım. Toplumun geri kalan fertleri için devletin denetimi ve gözetiminde çağa ayak uyduran, toplumun yapısı göz önünde bulundurularak adaletli ve eşitlikçi bir çerçevede eğitimin verilmesi gerekiyor.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0