Avrupa’da tırmanan ‘ırkçılık’

Avrupa’da tırmanan ‘ırkçılık’

Almanya'da dün yaşanan silahlı saldırıda aralarında 5'i Türk 11 kişi hayatını kaybetmişti. Yaşanan olay aşırı sağ örgütlere işaret edince, Avrupa'da tırmanan aşırı sağ ve ırkçılığı yine gündeme getirdi.

‘Libya artık Türkiye’nin Libya’sı’
Küresel güçlerin Kore stratejisi
Türkiye’nin ‘araba’ yolculuğu

Avrupa’da ortaya çıkan aşırı sağdan ırkçılığa doğru evrilen akımın domino etkisi yaparak bütün kıtaya yayılmasından korkuluyor. Giderek daha çok taraftar bulan bu tür akımlar, liberal kimlikleriyle bilinen ülkelerde bile yükselme eğiliminde. Avrupa’da aşırı sağdaki yükselişin göstergeleri arasında aşırı sağ partilerin yerel, ulusal ve dönem dönem Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerindeki oy oranlarındaki artış yanında, aşırı sağ örgütlerin ve hareketlerin artışı ve aşırı sağ grupların ve bireylerin şiddet olaylarındaki artışı yer alıyor. 1965 ile 1995 arası dönemde Batı Avrupa’da 19 aşırı sağ parti kuruldu.Aşırı sağ partilerin nüfuzu Batı Avrupa’da 1980’lerden itibaren artıyor. Henüz hiçbir ulusal seçimde tek parti hükümetini oluşturabilecek çoğunluğu elde edememişlerdir ama bazıları Avusturya’da, İtalya’da, İsviçre’de olduğu gibi koalisyon hükümetlerinin ortağı olmuşlar ya da dışarıdan desteklemişlerdir. Bu da aşırı sağın normalleşme sürecine katkıda bulunan unsurların başında gelmektedir. Avusturya’da 2000’de JörgHaider’in liderliğindeki FPÖ’nün koalisyon ortağı olması ve Fransa’da FN’nin lideri Jean-Marie Le Pen’in 2002’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci olması, Batı Avrupa’da aşırı sağın yükselişinin en önemli göstergeleri arasındadır. Aşırı sağ partilerin yükselişindeki ana nedenlerden biri küreselleşmenin sosyoekonomik olumsuz etkilerine karşı insanların kendini savunmasız hissetmesidir. Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesinde başta gelir dağılımı adaletsizliğine yol açan bölüşüm krizi, siyasi temsil krizi ve kimlik krizi olmak üzere sosyo-ekonomik ve siyasi krizler etkilidir. Bu krizlerin üstesinden gelmeden aşırı sağın yükselişini durdurmak zordur. Bu partiler genelde kendilerini “Sokaktaki Adam”ın temsilcisi veya “halkın gerçek sesi” olarak göstermektedirler. Merkez sağ ve sol partileri elitist olarak nitelendirmekte ve onların sadece kendi ekonomik çıkarlarını temsil ettiklerini iddia etmektedirler. Yapılan kamuoyu araştırmalarında aşırı sağ partileri destekleyen kişilerin çoğunlukla küreselleşmenin olumsuz sosyo-ekonomik etkilerinden en fazla etkilenen, eğitim düzeyi düşük, işçi genç erkekler oldukları ve genellikle alt ya da alt orta sınıflardan geldikleri görülmektedir. Eski Yugoslavya’daki savaşlar ve AB’nin Doğu Avrupa’ya genişlemesi sonrası artan göçler ve merkez partilerin aşırı sağ partileri dışlama konusundaki uzlaşmasının pek çok ülkede sona ermesi de aşırı sağ partilerin yükselişinde etkili olan faktörler arasındadır.Bazı araştırmacılar göç düzeyi ile aşırı sağ partilere olan destek oranı arasında pozitif ilişki olduğunu savunurken, diğerleri de ikisi arasında bir bağ olmadığını veya zayıf bir bağ olduğunu söylemektedirler. Avrupa’da artanyabancı düşmanlığı, merkez partilerin sosyo-ekonomik problemleri çözme konusundaki başarısızlıkları, yolsuzluğa karışmaları da aşırı sağın yükselişinde etkili olmaktadır. 2008’den itibaren Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz ve artan işsizlik oranları, göçmen karşıtı görüşlerin artışında etkili olmaktadır. Aşırı sağ partiler pek çok sosyo-ekonomik sorunun olduğu Avrupa ülkelerinde göçmenleri “günah keçisi” ilan ederek, göçmenlerin kendi ülkelerinin vatandaşlarının çalışma ücretlerinde düşüşe yol açtıklarını iddia etmektedirler. Avrupa’da göç ve İslam konusunda siyasilerin söylemleri ve medyada yer alan söylemler de aşırı sağa olan destek oranını etkilemektedir. Medyanın özellikle internetin kullanılması da aşırı sağ partilerin ve örgütlerin aralarındaki iletişimin ve bağlantıların artmasında etkilidir. “İslamlaştırmaya Karşı Şehirler” oluşumu Avusturya, Almanya, Belçika, Danimarka, İspanya, İtalya, Fransa, Hollanda ve İngiltere’deki aşırı sağ gruplar arasındaki ulusaşırı işbirliği örneklerindendir. Sonuç olarak 21.Yüzyıl’da aşırı sağın Avrupa’da yükselişini hızlandıran nedenler arasında 11 Eylül sonrası artan İslamofobi, 2004’te ve 2007’de AB’nin Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine genişlemesi sonrası Doğu’dan Batı’ya artan göç ve 2008’den itibaren Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz ve işsizlik oranlarındaki artış yer almaktadır.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0